Çocuklar, suçlar önlenerek korunur

15 Temmuz 2026, Çarşamba

Çocukların yetişkin gibi yargılanmasına yönelik hükümler 11. Yargı Paketi’nden çıkarılmış, çocuk suçluluğunun nedenlerinin tüm boyutlarıyla incelenerek bütüncül çözüm önerileri getirilebilmesi için TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu kurulmuştu. Komisyon dört aylık bir çalışma sürecinin ardından 691 sayfalık taslak raporunu komisyon üyelerine 24 Haziran’da gönderdi. AK Parti ise komisyonun raporunu son haline getirmesini ve bulguların kamuoyunda tartışılmasını beklemeden 11. Yargı Paketi’nden çıkarılan düzenlemelerden çok daha ağır düzenlemeleri içeren “Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”ni 14 Temmuz’da meclise sundu. İktidar, kurulmasına kendi önayak olduğu komisyonun taslak raporundaki önerileri içerisinde sadece ceza artırımına ilişkin önerileri dikkate almış, başından beri yapmak istediği ceza artırımı için komisyonu araçsallaştırmıştır. Teklifte öngörülen düzenlemeler büyük hak ihlallerine yol açacağı gibi çocukların suç mağduru olmasını da, suç faili olmasını da engellemeyecektir.

Teklif hangi düzenlemeleri içeriyor?

Teklif 12-15 ve 15-18 yaş grubu çocuklar için ceza miktarlarının artırılması, yaş küçüklüğü indiriminin sınırlandırılması, tekerrür hükümlerinin genişletilmesi, infaz rejiminin ağırlaştırılması ve hükümlü çocukların doğrudan kapalı çocuk ceza infaz kurumlarına gönderilmesine ilişkin düzenlemeler içermektedir. “Suça sürüklenen çocuk” kavramı “adli süreçteki çocuk” olarak değiştirilerek çocuğun suça bireysel tercihiyle değil, çoğu zaman sosyal çevresi, ihmal, istismar ve yoksulluk gibi koşullar nedeniyle yöneldiği gerçeği ve devletin çocuğu koruma yükümlülüğü görünmez kılınmaktadır.

Teklif, hâkime “kasta dayalı kusurun ağırlığı, güdülen amaç/saik, suçun işleniş şekli ve sabıka durumu” gibi gerekçelerle kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarını işleyen 15-18 yaş grubundaki çocuklar hakkında yaş indirimi uygulamamak, 12-15 yaş grubundaki çocuklara ise bir üst grubun ceza rejiminin uygulamak için aşırı geniş ve keyfi bir takdir yetkisi tanımaktadır.

Tekerrür hükümlerinin uygulanmasındaki yaş istisnası 18 yaştan 15 yaşa indirilmektedir. Böylece 15 yaşını doldurmuş çocukların işledikleri suçların tekerrüre esas alınması öngörülmektedir. Mevcut düzenlemede ayrım gözetilmeksizin tüm suçlar bakımından çocuğun 15 yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği her bir günün iki gün olarak dikkate alınması kuralı; kasten öldürme, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçları bakımından artık uygulanmayacaktır.

Teklif, çocukların cezalarının doğrudan eğitimevlerinde infaz edilmesi sisteminden uzaklaşarak infaza öncelikle kapalı çocuk ceza infaz kurumlarında başlanmasını öngörmektedir. İyi hâl değerlendirmesi sonrasında eğitimevine geçiş mümkün hâle getirilmektedir. Böylece özgürlüğü kısıtlayıcı kurumlar istisna olmaktan çıkarılarak fiilen başlangıç modeli hâline getirilmektedir.

Teklif gerekçesinde, çocukların eğitim hakkından yoksun bırakılması, bakım ve gözetim yükümlülüğünün ihmal edilmesi ile ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanmamasının çocukların gelişimini olumsuz etkilediği ve suça sürüklenme riskini artırdığı açıkça kabul edilmektedir. Buna rağmen düzenleme, bu sorunların önlenmesine yönelik aile destek hizmetleri, sosyal yardım mekanizmaları, ebeveyn destek programları veya erken müdahale modelleri öngörmemekte; yalnızca aile hukukundan doğan yükümlülüklerin ihlaline ilişkin ceza miktarlarını artırmaktadır.

Cezaları artırmak çocuk suçluluğunu önler mi?

Bir yandan yetişkinler için çeşit çeşit infaz indirimleri getirirken ve yeni infaz indirimlerinin sözünü verilirken diğer yandan 12 yaş üstündeki çocukların ceza sürelerini artırmak, infaz rejimini ağırlaştırmak isteyen iktidar, bu çelişkili adımlarıyla  soruna  gerçek bir çözüm aranmadığını göstermektedir. Birkaç yılda bir binlerce hükümlünün infaz indirimi adı altında örtülü aflarla salıverildiği ülkemizde, yetişkinlere uygulanan ceza süreleri ve infaz rejimi yetişkinleri suç işlemekten caydırabiliyormuş gibi ceza artırımlarıyla çocukların suç işlemekten caydırılabileceğini savunmak, iktidarın kamuoyu baskısı karşısında en maliyetsiz ve kolay şekilde sorumluluktan kaçma çabasından başka bir şey değildir.

Cezaları artırmak hangi hak ihlallerine yol açacak?

Çocukları suça sürükleyen ekonomik eşitsizlikler, yoksulluk, eğitime erişim sorunları ve örgütlü suç yapıları ile etkin mücadele edilmediği sürece, cezaları ağırlaştırmak; yalnızca çocuğun bireysel sorumluluğunu büyütüp kamusal sorumluluğu görünmez kılmakta; devletin ihmalinin sonuçlarını çocuklara yüklemektedir. Bu yaklaşım, çocuğun üstün yararı ilkesini, çocuğa özgü adalet sistemi anlayışını ve Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ile güvence altına alınan koruyucu devlet yükümlülüğünü açıkça ihlal etmektedir.

Bu yasal değişiklik yapıldığı takdirde çocuklara hiçbir ceza indirimi yapılmaması, çocukların yetişkinlerden de ağır şekilde cezalandırılması gündeme gelebilecektir.

Çocukların tam ceza ehliyetine sahip olduğunu ve yetişkin gibi yargılanabileceğini kabul etmek, çocukların yasalar önünde ve vatandaşların zihninde artık çocuk sayılmamasına ve kazanılmış haklarını kaybetmesine kapı aralayacak gerici bir adımdır. Bu, çocukların kötü koşullarda çalıştırılmasına, evlendirilmesine, “rızası olduğu” iddiasıyla istismar edilmesine zemin hazırlayacaktır. Devletin çocukları koruma yükümlülüğü vardır. Bu, çocukları yetişkin sayarak basitçe kurtulabileceği bir yükümlülük değildir.

Ülkemizdeki çocuk sorunu, devletin çocuğu koru(ya)maması sorunudur. MESEM’ler aracılığıyla kötü koşullarda çalıştırılan çocuklar, iş cinayetlerinde ölen çocuklar, çetelerin tetikçilik yaptırdığı çocuklar, TBMM’de taciz edilen çocuklar, pavyonlarda çalıştırılan çocuklar… Farklı zamanlarda gündeme gelen bu olayların hepsi, devletin çocukları koru(ya)mamasından kaynaklanan tek bir “çocuk sorunu”nun farklı yüzleridir. Devletin yapması gereken tüm çocukları koruma yükümlülüğünü kabul ederek bu yönde gereken adımları atmaktır.

Engelli, özel gereksinimli ya da tehlike arz eden çocuklar için zorla tedavi!

Teklife göre, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, bağımlılık veya ağır bulaşıcı hastalık gibi nedenlerle kendisi ya da başkası için ciddi tehlike oluşturan çocukların zorunlu tedavi süreçlerine yargısal zorunluluk getiriliyor.

Düzenlemeyle, sağlık kuruluşuna gelen veya getirilen tehlike arz eden çocuk hakkında 24 saat içinde rapor düzenlenecek, sağlık kurumu en geç 24 saat içinde çocuk hâkimine başvuracak ve akabinde 3 uzman hekimden oluşan kurul raporu 48 saat içinde mahkemeye sunulacaktır. Hâkimin en geç 48 saat içinde karar vereceği bu süreçte, karar tebliğ edilene kadar çocuğa gerekli tıbbi müdahale ve tedavi uygulanabilecek, ihtiyaç halinde kolluktan destek alınabilecektir.

Teklifteki “gibi nedenlerle”, “kendisi ya da başkası için ciddi tehlike oluşturan” şeklindeki ifadeler, engelli, özel gereksinimli ve tüm diğer çocuklar için tehlike içerecek bir öneridir. Alkol ya da madde bağımlısı ya da sadece “serseri” olarak tanımlanacak çocuklara “tehlike” atfedip, suç isnadı evrensel hukuk ilkelerine de, çocuk haklarına da açıkça aykırıdır.

Bireysel silahlanmaya çözüm aranmıyor!

Ateşli silahların gerekli güvenlik tedbirleri alınmaksızın ev, araç gibi ortamlarda muhafaza yükümlülüğü konusunda 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası getiriliyor. Oysa ki, Türkiye’de bireysel silahlanma sorunu, aileleri silahları çocuklardan saklamaları için cezalandırmanın ötesinde ciddi bir toplumsal güvenlik sorunudur. Kayıtlı (ruhsatlı) silah sayısı yaklaşık 4 milyon civarındayken, sivil dolaşımdaki toplam silah sayısı yaklaşık 35-40 milyondur. Resmî araştırmalar, işlenen cinayet ve silahlı şiddet olaylarının büyük bir çoğunluğunda (%84-%85 oranlarında) ruhsatsız silahların kullanıldığını ortaya koymaktadır. Bireysel silahlar nedeniyle her yıl ortalama 4.500 kişi hayatını kaybetmektedir. 

Teklifte, artık sıradan bir asayiş sorunu olmaktan çıkıp toplumsal barışa ve kamusal güvenliğe yönelik yapısal bir tehdit hâline gelen bireysel silahlanmayı sınırlayacak, internetten satışları önleyecek ve denetimi güçlendirecek hiçbir öneri yoktur.

Aileler için ciddi ve keyfi cezalar geliyor!

•          Aile kurumunun ve çocukların korunması gerekçesiyle; aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyenler için öngörülen bir yıla kadar hapis cezası üç aydan iki yıla kadar yükseltiliyor.

•          Maddi ve manevi özen noksanlığı nedeniyle çocuklarının ahlak, güvenlik ve sağlığını ağır şekilde tehlikeye sokan ana veya babalar için ceza ise bir yıldan üç yıla kadar yükseltilerek yaptırım artırılıyor.                                                                                  

•          Ayrıca aile yükümlülükleri ihlali nedeniyle çocuğun kasten öldürme veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu işlemesi halinde, şikayet şartı aranmaksızın, aile yükümlülüğünü

ihlal eden faile bu maddeler uyarınca verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılıyor.

Çocukların suça sürüklenmesini önlemeye yönelik olarak, çocukları ve aileleri koruyucu, yoksulluğu ortadan kaldırıcı sosyal politikalar, erken müdahale mekanizmaları ve güçlendirilmiş aile destek hizmetleri yerine çocuğa ve ailesine yönelik göstermelik ceza artırımları çözüm getirmeyecektir.

Çocuğun suça sürüklenmesine neden olan yoksulluk, ihmal, istismar, eğitimden kopma, aile içi şiddet, artan uyuşturucu çeteleri, bireysel silahlanma, mafya ve şiddet kültürü gibi risk faktörlerine yönelik koruyucu mekanizmalar güçlendirilmeden yalnızca cezaların artırılması sorunları çözmeyecektir.

Ne yapılmalı?

“Çocuk Adalet Sistemlerine Uluslararası Bir Bakış” başlıklı bilgi notumuzda Avrupa’da “iyi örnek” sayılan çocuk ceza adaleti sistemlerini incelemiştik. İngiltere dahil incelediğimiz sistemlerden hiçbirinde, 18 yaş altındaki çocukların yetişkin gibi yargılanması uygulaması bulunmamaktadır. Başarılı sistemlerden hareketle Türkiye için önerilerimiz çocuk suçluluğunun kök nedenlerine yönelik önlemler alınması, okul ve mahallelerde önleyici mekanizmaların kurulması, sağlıklı veri toplanması, çocuk adalet sisteminde çalışan yargı ve kolluk mensupları ile sosyal çalışma görevlilerinin düzenli eğitimlerle uzmanlaşmalarının sağlanması, kurumların ihtiyaca cevap verecek şekilde kapasitesinin artırılması ve kurumlararası koordinasyonun sağlanmasıdır.

İktidardan talebimiz TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu sonuç raporunu açıklayana kadar yasa teklifinin geri çekilmesi; rapor açıklandıktan sonra barolar, meslek örgütleri, çocuk ve kadın hakları örgütleri gibi sosyal taraflarla birlikte bütüncül politikaların belirlenerek uygulamaya konulmasıdır.

Devlete ve tüm ilgili kurumlara asli görevlerini hatırlatıyoruz:

“Yasalara dokunma, uygula!”

 

15 Temmuz 2026

EŞİK – Eşitlik İçin Kadın Platformu

www.esik.org.tr/iletisim@esikplatform.net

Konuyla ilgili yayınladığımız bilgi notları:

 Konuyla ilgili basın açıklamalarımız:

Tarihçemiz Box

Tarihçemiz

Site içi arama
Eşik footer
copyright